Kur’an’da farklı dinlerden söz edilir. Ancak Allah indinde makbul olan yegâne dinin İslam olduğu önemle vurgulanır. Din, M. Esed’in de belirttiği gibi bir ‘hayat tarzı’dır. Müslüman’ın hayat tarzı olan İslam, insan hayatını bazı alanlar arasında tefrik etmeye, düalist veya parçacı yaklaşıma asla müsaade etmez. İslam dinlerden bir din değil, Vahiy ile belirlenmiş ilkeler bütünüdür. Helalleri ve haramları belli, kıyamete kadar yürürlükte kalacak olan ed-Din’dir.Allah, gönderdiği son vahiyle önceden gönderdiği tüm kitapları doğrulamıştır. Bununla birlikte ehl-i kitab da dâhil tüm insanların, farklı hayat tarzı mensuplarının, son vahye (Kur’an’a) tabi olmaları gerektiğini emretmiştir.Müslümanlar; vahye, mutlak bir şekilde; emrolundukları gibi dosdoğru olarak ittiba etmeleri farziyetinin farkındadırlar. Evet, içeriğin aynı fakat kabuğun farklı olduğu ama tanımakta zorlanmadığımız dinler arası diyalog çalışmalarından sonra, yine aynı anlayışın bir devamı olarak yeni bir isimlendirme ile karşı karşıyayız. Dinsel çoğulculuk ya da dini plüralizm’de denen bu yeni sürümün öne çıkan söylemlerinden biri, belki de en önemlisi ‘mutlak olanı’ izafileştirmek. Yani doğru ve hakikati göreceli kılmak. Bu akım; dünyadaki büyük dinlerin her birinin bir diğerinden bağımsız olarak hakikî kurtuluş vasıtaları olduğu tezini gündemleştiriyor ve bu yönüyle her bir din, kendi müntesiplerini kurtuluşa ulaştırma yolunda diğerleriyle eşit dereceye sahip olduğu öngörülüyor...
 
 
Kur’an’dan Uzaklaştırma Amaçlı Yeni Bir Çıkış/ Zübeyir Yetik
Tek Tanrı inancını taşıyan kimselerin bağlandığı birden ziyade din olur mu? Ya da daha doğru bir deyişle, “Tanrının tek olduğuna inananların bu inançlarının yaşama yansıması olan dinleri de ‘tek’ olmalı değil midir?” Bu soruya Kur’an-ı Kerim’in verdiği yanıt oldukça açıktır: Evet, “din” tektir ve o da “İslâm”dır...


Yanlış Alarm/ Metin Önal Mengüşoğlu
Bir vakitler, Müslümanlık iddiasını her iddianın önünde tutan kimi kesimler, “Hükûmet bizden olmasa da devlet bizim” sloganını mantık kuramı haline getirmişlerdi. Mademki “Devlet bizim”di o halde hükûmet neden “bizim” olmasındı?..
Sağcılık, Solculuk…/ M. Kürşad Atalar
Müslümanlar kendi kimliklerinin bilincine vardıklarında kendilerini sağcı-solcu gibi başka kategoriler altında görme yaklaşımını terk edeceklerdir. Evet, Müslüman ne ‘sağcı’ olabilir ne de ‘solcu.’...
Din Ve Sağcılık/ Mustafa Tekin
Sağcılık ve solculuk, kavramsal açıdan Fransız Devrimi sonrası Meclis’e kadar geri götürülebilecek bir tarihe sahiptir. Bilindiği gibi Fransa’da devrimden sonra oluşan Meclis’te iki ana grup vardı. Bunlardan ilki, eski düzen ve kral taraftarları...
Sağcılar Ve Solcular Ya Da İyiler Ve Kötüler/ Osman Eskicioğlu
Kuran-ı Kerim’de de “sağcı” ve “solcu” tabirleri vardır. Yalnız Kuran’da sağcılar ve solcular diye çoğul olarak geçmektedir. Orijinal şekliyle “ashab-ül yemin” (sağcılar, sağ sahipleri) ve “ashab-üş şimal” (solcular, sol sahipleri)...
‘İslamî Sol’ Projesi Kuzu Postuna Bürünmüş Bir Kurt Mudur?/ Doç. Dr. Fethi Ahmet Polat
‘İslamî sol’ ifadesi, solcu düşüncenin İslam’ı nasıl anladığını değil, İslam’ın temel metinleri üzerinde bir sol anlayışın nasıl geliştirileceğinin imkânlarını sorgulayan bir projenin terkip halindeki ifadesidir...



Şehadet Kavramı Üzerine/ Hikmet Zeyveli
Mü'minler "Yâ Rabbi, bize şehâdet nasib et!" diye dua ediyorlardı. Eğer "şehâdet" bir kâfirin kendisini katletmesi şek­linde anlaşılırsa, bunlar Allah'tan, kâfirlerin kendilerini öl­dürmelerini taleb etmiş olurlardı -ki bu caiz değildir. Zira, bir kâfirin kendisini öldürmesini talep etmek küfürdür...
Peygamber (Hz.) Muhammed 900 Yahudi’nin Öldürülmesi Emrini Vermiş Miydi?/ W. N. Arafat/ Mütercim: Hamit Aydın
İnsan şöyle düşünmekten kendini alamaz: Bu olayla ilgili olarak eğer 600 ya da 900 kişi öldürülmüşse, bu vak’anın önemi çok büyük olurdu. Kur’ân’da bu hususla ilgili daha net açıklamalar, ibretler ve öğrenilmesi gereken dersler yer almalıydı. Yok eğer sadece, suçlu [savaşmış] liderler öldürülmüşse, bunun sonucunun Kuran’da basit/kısa bir açıklamayla yer alması tabii olacaktır...


İletmek istediğiniz eleştiri veya yayınlanmasını istediğiniz makale, deneme ve yazılarınızı bize ulaştırabilirsiniz.


 


Ne Zaman?/ Mustafa Ökkeş Evren


Bazen / Mehlika Beyza


Ve Biz Biz Oluyorduk Yavaş Yavaş./ Hümeyra Mehtap Mert


Gece Nöbetleri/ Halise Ekemen


İntizar Kıyamında…/ M. Nihat Malkoç




Muhammed Fâzıl ibn ÂŞÛR
İbn Aşur’a göre tek bir kaynaktan çıktığı için dinin mahiyetinde bölünme ve ihtilaf söz konusu olamaz. Dini konulardaki ihtilafların sebebi dinin özünde olmayan bazı şeylerin sonradan dine karıştırılmasıdır...

 


 
 
Mehmed Said Hatiboğlu ile “Hz. Peygamber’i Yanlış Yorumlama Tezahürleri” Üzerine…
Bugünün modern adamına, müsbet ilimlerle yetişmiş bir kimseye senin hayalî vasıflarla çizilmiş bir peygamberi kabul ettirmen mümkün olamaz. Böyle bir durumun mesulü de o dine girmeyenler değil o dinin içinde peygamberini yanlış anlatanlar olur...

Ramazan Yazçiçek ile ‘Dinsel Çoğulculuk’ Üzerine…
"Dinsel Çoğulculuk, büyük dünya dinlerinin her birinin bir diğerinden bağımsız hakiki kurtuluş vasıtaları olduğunu ve herbir dinsel geleneğin kendi taraftarlarını kurtuluşa ulaştırmada diğerleriyle eşit derecede geçerliliği öngörür."


Toplumsal bozuklukların

giderilmesinin yolu

devrimci sıçrama ve 

tavır ya da büyük

adımlarla değil bilakis 

tedrici bir ıslah 

ile mümkündür.





 
Anasayfa | Editörden | Künye | Gündem | Kültür - Sanat | Arşiv | İletişimToplist