
Enver El-Cündi
1917’de Mısır’ın Asyurt kentinde dünyaya geldi. Doğduğu yer, İslami hareket ve düşünce sahasında öne çıkan Seyyid Kutub, Hamid Ebu Nasr gibi isimlerin yaşadığı bir yerdi.
Ailesi köklü bir ilim geleneğine sahipti. Enver Cündi de erken yaşta Kuran’ı Kerim’i hıfz etti. İktisat ve İdari işler alanında eğitim gördü. Amerika’ da İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine araştırmalar yaptı. Ve bu arada batılıların İslam’a eleştirileri ve taşıdıkları şüphelerin farkına vardı. Üniversiteden ayrılmaya karar verdi.
Enver Cündi, yazın hayatına 1933 yılında erken denecek bir yaşta “Apollo” adlı edebiyat dergisinde başladı.
1940’ da Cündi’nin hayatında alamet-i farika denilecek bir olay meydana geldi. Oryantalistlere ait “ İslam’a Yöneliş” adlı kitabı okuduğu sırada, batının İslam’a karşı meydan okuyuşu ve entrikaları dikkatini çekti. Kendi deyimiyle artık kalemi ve silahıyla batı düşüncesine savaş açmıştı. Böylece döneminin edebiyat ve yayın sahasında büyük bir yankı uyandırdı. Taha Hüseyin, Akkad, Corci Zeydan ve Tevfik Hâkim gibi bu alanın önde gelenlerini tenkit etti. Ve bu kişileri tenkit ederek, İslami düşünce ve değerlere uygun ölçütler ortaya koydu. Özellikle Taha Hüseyin’e yaptığı eleştiriler üzerinde yoğunlaştı. Çünkü Enver Cündi, Taha Hüseyin’i “batılılaşma” tezinin öncüsü olarak görüyordu.
Aynı zamanda Enver Cündi, içinde bulunduğu hareketin ve toplumsal şartların etkisiyle söylemlerini siyasi zeminde de güçlendirmiştir. Emperyalizm karşıtı söylemleriyle toplumunu özellikle ABD ve İngiltere’nin oyunlarına karşı uyandırmaya çalışmıştır. “Bugün bütün dünyayı uğraştıran meseleler şu üç noktada toplanmaktadır: sosyal adalet, ırk ve renk ayrımı, şura (demokrasi meselesi)’ diyen Cündi, o dönemdeki demokrasi-şura-yönetim tartışmalarına katkı sağlamıştır. Ona göre bu dönemde çözüm, bütün İslam âlemi olarak elimizde olan uyanış bayrağını daha da yükselterek harekete geçmektir. “Kaynaklara dönerek, İslam düşüncesini özgürlüğe kavuşturma zamanı çoktan gelmiştir. Düşüncede, pratik hayatta, edebiyatta ve diğer bütün alanlarda tek yön verici kaynağın Kur’an olması gereğini Müslümanlar dünyaya haykırmalıdır.”
Cündi İslami hareket nesline ve ilim talebelerine yol gösterecek yöntemler ve bilimsel öncüller ortaya koymuştur. Bu yöntem çerçevesinde, temelini Kur’an ve Sünnet’in oluşturduğu İslami düşüncenin asıllarını belirlemiştir. On bölüm halinde yayınlanan bu kapsamlı literatürde, İslami harekete tekrar nasıl devinim verileceği hususunda da derin mülahazalar bulunmaktadır. Hasan el-Benna’nın, bu kapsamlı çalışmanın oluşmasında büyük tesiri olmuştur. Enver Cündi; iki yüzden fazla kitap; İslam, kültür, maarife vb. farklı konularda da üç yüzden fazla mektup yazmıştır. ”Batı Metodunun Eleştirisi”, “İslam Ümmetinin Karşılaştığı Belalar”, “ Batı Metodunun Yanlışları”, İslam Gazetecilik Tarihi” en önemli kitaplarındandır.
Cündi 1960’da devlet ödülünü almaya hak kazandı. Ayrıca İslam dünyasının başkentlerinde düzenlenen birçok kongreye katıldı. Yine “İmam Muhammed b. Suud” gibi bazı İslam üniversitelerinde bulundu. Enver Cündi, İslam mütefekkirleri arasında önemi haiz bir konuma sahipti. Bunca şöhretine rağmen refahtan ve bolluktan uzak, sade, mütevazı bir hayat yaşadı. Hayatı boyunca davet sancağını kararlılıkla taşıdı. Kendisini adadığı cihadında sayısız zorluk ve sıkıntıyla karşılaştı, 1951 yılında da tutuklandı.
Ömrünü, İslam adına kalıplaşmış ezberleri bozmak; asılsız şüphe ve söylentileri, batının hücumunu ve fikri mücadelesini bertaraf etmek için adadı.
Miladi 28 Ocak 2002, hicri 13 zilkade 1422’de vefat etti.