İslam Dünyasında Tarih Algısı Şüphesiz İslâm tarihi yalnızca mezhep ve fırkaların tarihi değildir. Özellikle fırkaların tarihi bir siyasal tarihtir. Sıffin ve Cemel Vakası gibi olaylar, merkezinde İslâm var gözüküyorsa da siyasaldır.
Kur’an’da, farklı toplumların farklı karakteristik özellikleriyle ön plana çıktıklarını görüyoruz. Çöküş sürecine giren, helake uğrayan her toplum da bir şekilde, Peygamberlerine karşı tavırlarla/zulümlerle Allaha karşı gelmişlerdi. Sünnetullah da bu noktada devreye girmiş ve değişmez bir yasa (Fatır 43) olarak hükmünü uygulamıştı.
Toplumsal bir yapı ve değişmeden söz ederken, söz konusu değişimin nötr bir kavram olduğunu hatırda tutarak, olumlu ya da olumsuz anlamda bir değişmenin imkanının, fertlerin değişimi, öncelikle kendilerinde gerçekleştirmelerinden geçtiğini (Rad 11) Kur’an’dan çıkarabiliyoruz.
Ayrıca temizliğe dair anlayışımız zihnimizde netleşmeden, sokakların, çevrenin temiz olmasını konuşmak anlamsızdır. Aynı şekilde zihinlerdeki kalıntılar, dünden gelen bir takım kirler temizlenmeden de; bireylerin, kendilerini, hayatlarındaki en yakın halkalarını oluşturan alanı ıslah etmeden, en dış halka sayılabilecek toplum ve ülkenin tekâmülü, felahı da mümkün değildir.Zira değişimden, hakka dönük tekâmülden bahsedebilmek için Müslümanlar olarak, muhafaza edeceğimiz hususları iyi belirlemeli, düşüncenin, akli melekelerin işletilmesinin gerekliliğini bu konuda da fehmetmeliyiz. Hayat biçimimizi değişmez bir olağanlık haline getirmek, her şeyden önce kendimize bir zulüm iken, diğer taraftan toplumun ıslahı bakımından basamakta saymak anlamına gelebilir. Buradan hareketle, toplumsal bozuklukların giderilmesinin yolu devrimci sıçrama ve tavır ya da büyük adımlarla değil bilakis tedrici bir ıslah ile mümkündür.
İyi bir dünyada yaşadığını düşünenler bu dünyayı aynen korumak (muhafaza etmek) isterler. Yine, çevreleri tarafından korkutulmuş (ya da korkuları olan) insanlar durumları ne kadar kötü olurlarsa olsun değişiklik istemezler. Elbette ki değişim mevzu bahis ise nerede, nasıl, niçin yapılacağı da cevaplanması gereken sorulardan olacaktır.
Gücümüz nisbetinde bu sorulara cevap aramaya ve bu konulara açıklık kazandırmaya gayret gösterdik. Rabbimizden hayırlara vesile olmasını umuyoruz.
Dergimizde bu ay, Toplumsal Yapı, Değişim ve Sünnetullah konusu çerçevesinde, Ejder Okumuş ile yapılan istifadeli bir röportaj yer alıyor. Bununla beraber aynı konu bağlamında değerli yazılarını okuyacağınız yazarlarımız; Metin Önal Mengüşoğlu, Zübeyir Yetik, İbrahim Sarmış, Ramazan Altıntaş, Ömer Karataş, Altan Murat Ünal.
Bu sayıda Nurettin Özcan; “Havva’nın Kızları” başlıklı yazısı ile keyifli ve anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor okuyucuyu. Değişik konularda yazılarını okuyacağınız yazarlar; Asım Öz, Yasemin Şüheda, Sacide Seçkin, Adil Akkoyunlu, Kadir Bal, Raziye Tekgül, Abdulkadir Satış, Mustafa Aldı, İdris Bilen vd. Yazılarından dolayı tüm yazarlarımıza teşekkür ediyor,Rabbimizden fikri ve ameli cehdimizi artırmasını, nefislerimizde olanı ise hayra tebdil edecek bilinç ve başarıyı nasib etmesini diliyoruz.
Nida Dergisi olarak muhtereme zevcesini ebedi aleme uğurlayan Selami Çekmegil ağabeye sabırlar ve rahmetler temenni ediyoruz.