İslam Dünyasında Tarih Algısı
Şüphesiz İslâm tarihi yalnızca mezhep ve fırkaların tarihi değildir. Özellikle fırkaların tarihi bir siyasal tarihtir. Sıffin ve Cemel Vakası gibi olaylar, merkezinde İslâm var gözüküyorsa da siyasaldır.


  

 

142. Sayı

 

 Siyaset

 

mi

 

Politika

 

 mı ?





Kimliği Belli Bir Şair; Metin Önal Mengüşoğlu / Asaf Emingil






 
 
Eşref Edib’in Kitab-I Erbaası
 
 
 
Mustafa Aldı
 
 
 
“ Her hayatın bir ‘yazı’sı, her ‘yazı’nın karanlıklarda bir yerlerde gizlenen, keşfedilmeyi bekleyen bir hayatı vardır.” ( Mario Levi; 2006:115)
 
 
   Eşref Edib, 2. Meşrutiyet ilanından hemen sonra yayın hayatına başlayan ve çıktığı dönemler için ekol durumundaki Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad ekibi içinde yer alan, düşünce ve siyaset tarihinde farklı tartışmalara katılmış bir kişiliktir. Onun fikrî ve siyasi mücadelesinin kurucu söylemini İslamcılık oluşturmaktadır. (Edib;2002;10 Kara, 1994,13) Arabacı; 2004; 96) Türkistan muhaciri bir ailenin çocuğu olarak Batı Trakya’nın Serez’inde dünyaya gelen Eşref Edib ömrü boyunca batılılaşma yanlısı fikirlerle mücadele etti. Cumhuriyet döneminde ağırlığı git gide artan batılılaşma taraftarlarıyla sürekli kalem tartışmalarına girdi. Özellikle İslam’a ve İslam’ın temel kurumlarına yapılan saldırılara karşı çıktı. Eşref Edib gerek yetişkinler gerek çocuklar için dini, ahlaki ve siyasi konularda sade bir dille yazılar yazdı. Yazdığı eserler arasında yer alan Çocuklarımıza Din Kitabı (4Kitap, 1944–1945) isimli eserin ayrı bir yeri vardır (Albayrak; 1998;474).
     Çocuklara yönelik edebiyat yalnız şiir, yalnız hikâye değildir. Çocuk edebiyatı deneme, inceleme biyografi gibi kendine yardımcı türleri de içine alarak bu türlerle kendine has bir bütün haline gelerek gelişir. Bilgilendirici metinlerin dini içerikle bütünleşmesi vaazdan öte ilmihal bilgilerinin çocuklara verilmesi sürecinde karşımıza çıkmaktadır. Bu bilgilerin nasıl verilmesi gerektiği hep tartışma konusu olmuş ama bu bilgileri çocuklara yalınlaştırarak sunmanın gerekliliği pek az tartışma konusu olmuştur. Anlatımının gücünü yalınlığından edinen Çocuklarımıza  Din Kitabı, çocuk kitabı denen nesnenin bir bilgi sunma aracı oluşundan dolayı çocuğun dünyasının da  araştırılarak etüt edilmesi gerekliliğinin farkında olarak kaleme alınmıştır. Bu bakımdan çocuğun kültür düzeyini, beğenisini, kelime hazinesini düşünmek öncelikli uğraş alanı olmalıdır. Edib’in 1944 yılında belirginleşen çabasının 1960’ların sonuna kadar kesintiye uğramış olması Türkiye’de dinî içerikli çocuk edebiyatının belirgin bir kimlik edinememesinin nedenleri arasında en önde gelenidir. Eşref Edib bu alanı gerek düz yazı gerekse nazım bakımından kovalasaydı bu alanın yeni bir aşamaya ulaşması işten bile değildi. Bu kopukluk çocuk edebiyatının özümsenişini ve bu özümlemeden sonra dışlaştırılmasını geciktirmiştir.
       Çocuk edebiyatını söz sanatların içerisinde değerlendirdiğimize göre akla şu soru gelebilir: Eşref Edib sanatçı mıdır? Sanatçıyı değer getiren, getirdiği değerlerle toplumu etkileyen bir şahsiyet olarak ele aldığımızda onu rahatlıkla sanatçı olarak görebiliriz. Edib İslam ile insanlar arasında sağlam bağlar kurmak için sürekli olarak çabalayan, dönüştürme bilincini eylemleştiren bir kalemdir. Sonsuz bir geleceğe ayarlanmış dünya görüşünün idealizmini, fedakârlığını, enerjisini bir kültür hazinesine dönüştüren Eşref Edib’in çocuk edebiyatı geleneği bakımından önemi büyüktür. Türkiye’de dinî içerikli çocuk edebiyatının oluşumuna katkıda bulunan isimlerin bilinmesi genel olarak bu “edebiyat geleneği”nin farklı dönemlerinin ve bunların oluşumundaki tarihî ve sosyal etkileri, temel değerleri iyi bilmekle gerçekleşebilir.( Miyasoğlu;1975.86) Batılılaşma günlerinin çalılıkları arasında kaleme alınan eserler, yazarın içinde yaşadığı zemini, düşünsel temelleri ve hayata bakışını terennüm edişi itibari ile zamanla kayıtlıdır. Bu kayıtlı oluş nesiller üzerinde bir tasarımı içermesi bakımından bir toplumsal hafıza grafiği olduğu kadar içeriği ve söylemi itibariyle de ideolojiktir. (Bağlı – Erkan; 2005; 347)
                        Çocuklarımıza Din Kitabı’nın Tarihi ve Siyasi Zemini
    Gerek okul kıraat kitaplarında gerekse serbest okuma kitaplarında İslam’ın yer alışı, temsili cumhuriyet dönemi boyunca yasaklayıcı ya da araçsalcı politikalarla birlikte düşünülmelidir. Ömer Seyfettin’in çocukluk anılarını anlattığı İlk Namaz gibi kitaplar tek parti döneminde sansürlenmiştir. Öte yandan Muallim Abdulbaki’nin Cumhuriyet Çocuğunun Din Dersleri  gibi kitaplarda ise içerden  yani Müslümanca bir bakıştan ziyade İslam’ın modernist siyasi erkin yürüttüğü  araçsalcı din politikaları doğrultusunda işlendiği görülmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Türk/çe düşünce hayatı uzun bir süre ‘Çağdaş uygarlık düzeyi’ olarak nitelenen Batılılaşma ve Batıcı dünya görüşünün egemenliği altında kalmıştır. Cumhuriyet döneminde özellikle tek parti ideolojisinin baskıcı yöntemlerle uygulanmasının en önemli amaçlarından birini “kültürün laikleştirilmesi”ne dönük politikalar oluşturmaktadır. Modernist bir tahayyüle kültürel alanın laikleştirilmesi sürecinde İslami unsurlar sürekli olarak bastırılmaya, yok sayılmaya çalışılmıştır. Cumhuriyetin ilk on beş yılının ayırt edici özelliğini İslami belirlemelerden uzak bir kültürel alanın inşası oluşturur.
       Modern düzenli okulların yaygınlaşmasından itibaren edebiyat dünyası ideolojik bir ajan gibi çalışmış Mahalle Mektepleri ve medreselerde verilen eğitim tümden eleştirilmiştir. Örneğin 1928’de yayınlanan Reşat Nuri Güntekin’in Yeşil Gece adlı romanı bunlardan biridir. (Sınar;1997;150) Dinî olanın hem duygu hem düşünce dünyasında yerildiği ortamda İslam’ı savunmanın güçlüğü de ortaya çıkmaktadır.
    Yeni ulusçuluk nosyonu için çeşitli etkinlikler düzenlenir. Bu yaklaşım 1940’lardan sonra halkçılık söylemiyle yumuşatılmaya çalışılsa da halk kavramının içeriğini sekülerliğin oluşturduğu görülür. Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde Batıcı politikalara Hümanist yaklaşım da eklenmiş ve Batıcılık daha da donanımlı hale getirilmiştir. (Yavuz:1987,11) Bu yıllarda Halkevleri’ne din kitaplarının girmesi yasaklanır. 1940’lı yıllardan itibaren dünyadaki gelişmelerin de etkisiyle neşriyat sahasındaki yasaklayıcı tutumlar yumuşamaya başlar. Edib bu yumuşama hareketini “Maskeli harekât” olarak değerlendirir. Müslüman çocukların din dersi alma hakkının insafsızca yasaklandığı yıllarda Eşref Edib eğitim konusuyla yakından ilgilenmiştir.
     Cumhuriyetin modernleşme söyleminin politikalarına entelektüel düzlemdeki direnişi nedeniyle cezalandırılan Edib modernleşmeye yönelik eleştirilerin fesatçılıkla suçlandığı yıllarda eğitimin işlevinin de farkındadır. (Subaşı:2004;139, Yıldırım 2005;101) Türkiye’de cumhuriyet devriminin en önemli boyutunu eğitim oluşturur. 3 Mart 1924’te Tevhidi Tedrisat Kanunu çıkartılarak medreseler kapatılmıştı. Zamanla aydın din adamı yetiştirme projesi uygulanmak istenmiş ama bu gerçekleştirilememişti. Ama geniş bir kitle dini eğitim imkânından yoksun kalmıştı. Eşref Edib cumhuriyetin genel eğitim ilkelerinden ikisinin nasıl bir nesil hedeflediğinin farkına varmıştı. Cumhuriyetin eğitim sistemi, ulusçu, halkçı, devrimci laik “cumhuriyet vatandaşları” yetiştirmeyi ilk eğitimi genelleştirerek ve tüm vatandaşlara okuma yazma ve temel bilgileri vermek suretiyle gerçekleştirmek amacındaydı. (Ateş; 1998;189) İşte Eşref Edib bu iki ilkeyi göz önünde bulundurarak bu ilkeleri İslami bir dönüşüme tabi tutmanın imkânlarını aramıştır. Çocuklara İslami bir bakış açısı kazandırmayı amaçlayan çalışmasını temel eğitim kademesindeki çocukları göz önünde tutarak kaleme almıştır. Edip, çocuklara İslamı taşıma sorumluluğu yüklenmesi bakımından içine ya da evine kapanmadan yaşananlara karşı eleştirel bir tutum takınan; yaşanan kopmayı, kırılmayı, yabancılaşmayı, seçkinci kadrolara sürekli hatırlatan bir gül yetiştiricisidir. Onunla başlayan anlatım inkıtaya uğramasına rağmen yetmişli yıllardan itibaren daha çok sağcı ve milliyetçi söylemin yedeğinde hamasi olarak ivme kazanmış, bu noktadaki esas eserler seksenli yıllardan itibaren yazılmaya başlanmıştır. Eşref Edib’in hayatının önemli bir bölümü Türk toplumunun dinî kültürden büyük ölçüde uzak tutmaya çalışıldığı tek parti devrinde geçmiştir. Dinin kültürel açıdan, davranışlar ve sosyal değerler bakımından yadsındığı bu yıllarda ilk ciddi muhalefet Eşref Edib tarafından sergilenmiştir. (Mardin; 1993;81-82, Lewis; 2000,413)
Eşref Edib’in Çocuklarımıza Din Kitabı’nı kaleme aldığı yıllarda çocuklara yönelik sadece MEB ve DİB işbirliği ile yazılan din bilgisi kitapları vardı. Bu imkânsızlar ortamını Eşref Edib şöylece tasvir eder: “Bütün çocuk ana babaları, dini neşriyata hasret ve iştiyak içindedir. Aman çocuklarımıza din namına birkaç söz belletelim diye dini mecmualara, gazetelere sarılıyorlar. Halk için olan bu gazetelerde, çocukların ibtidai din bilgilerine dair bahisler de vardır. Onlardan istifade ediyorlar.”  (Edib; 2005;45–46, Gün: 2001,74).
Eşref Edib MEB’in yayınladığı İslam Ansiklopedisi’nin İslam’a karşı bir ansiklopedi olduğunu söyleyerek muhalefet edişini din alanındaki tartışmalarda da sürdürmüştür. Çok partili hayata geçiş arefesinde Vâ-Nü ve Kazım Nami tarafından Akşam gazetesinde yayınlanan bir yazıyı iktibas eder. Bu yazıda gerek CHP gerekse DP’nin din eğitimi konusunda aşırı ihtiyatlı tutumları eleştiri konusu edilir (Nû- Nami; 1948. 10). Çok partili hayata geçiş sürecinde siyasal iktidarın basın üzerindeki baskısını hafifletmesi, dinî yayınlara da yansımıştır. Tek partili yıllarında din üzerinde uygulanan baskı bu yıllarda eleştiri konusu edilir. (Gürkan; 1998;447)
   İki yaşından ergenlik çağına kadar süren büyüme dönemindeki insan yavrusu olarak tanımlanan çocukluğun özellikle 6-12 yaşları içine alan dönemi öğrenim bakımından okul öncesi dönemi ve temel eğitim dönemini kapsaması bakımından önemlidir. Yazı ile yazılı materyallerle daha içli dışlı olma deneyiminin edinildiği bu yıllar çocuğun yetişmesi ve kültürel kazanımları açısından ihmal edilemez önemdedir. Eşref Edib’te öngörülü bir biçimde dönemin okul kitaplarına benzer biçimde eserlerini kaleme almış ama bu eserler CHP tarafından Maarif Vekâleti aracılığıyla toplatılmıştır. Söz konusu eserler 8–12 yaşında bulunan ilk çağdaki çocuklara din bilgisi verecek tarzda hazırlandığı için büyük bir ilgi ile karşılaşmıştır. Okullarda Din Bilgisi dersi olmadığı için okul dışı zamanlarda evlerde okunmak üzere hazırlanan bu eseri Maarif Vekâleti toplatmıştır. Bunun üzerine Eşref Edib Maarif Vekili Hasan Âli Yücel ile bir görüşme yapmıştır. Hasan Âli Yücel kitapların toplatılma nedeni olarak surelerin Arapça asıllarının yer alışını göstermiştir. Daha sonra kitapların iç ve dış kapaklarının değiştirilmesinin yanında Arapça harflerle basılmış olan ezan, tekbir, sure ve dualar yalnız Türk harfleriyle basılmak ve ezanın Türk harfleriyle basılmış Arapçası da çıkarılarak yerine Türkçe ezan konulmak suretiyle basılmasında bir sakınca olmadığı belirtilmiştir.(Edib; 1946; 5–8) Eşref Edib’in faaliyeti dönemin jakobenlerini tabiri caizse çatlatmıştır. Asıl önemlisi de, İslami bilgilerin çocuklara erken yaşlardan itibaren usulünce verilmesinin yolunu tahayyül edebilmiştir. Sahip olduğu yegâne silahı kullanarak yani bilgiyle bu kitapları kaleme alan Eşref Edib’in, yaşadığı dönemin derhâl harekete geçilmesini gerektiren durumları dile getirmeye ve bu şartlar altında yapılması gerekenlere dair sorumluluk ve bilinç duygusunu telkin etmeye çalışması Ali Şeriati’nin babası Muhammed Taki’nin çabasına benzemektedir. Muhammed Taki 1942’de ilkokul beşinci ve altıncı sınıf öğrencileri için bilimle dini uzlaştıran, çocukları İslam’ın prensipleriyle tanıştıran bir kitap yazmıştır (Rahnema; 2005–34). Ayrıca Eşref Edib’in yazılarını yayınladığı Sırat-ı Müstakim, Sebilürreşad dergilerinin yoğun bir biçimde eğitim üzerinde durdukları görülür (Çetinkaya; 2003, Pak:1995) Eğitimin bir boyutu olarak çocuk kitapları da bu ilginin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.
                     Çocuklarımıza Din Kitabı’nın Tahlili
 Eşref Edib’in bu çalışması düpedüz bir edebî kurgu değildir ama sanat mahsulü bir ortaya koyuştur. Eğer sanatı “zihindeki bir tasavvuru ortaya koymak için gösterilen maharet, zekânın malzemeyi kullanması, bir karışıklığa nizam verme” olarak tanımlamayı seçersek Eşref Edib’in çalışması bir sanat eseridir. Bir sanat eseri olarak edebiyatın gücü de güçsüzlüğü de kullanıldığı malzemeden yani kelimelerden gelmektedir. (Okay:1990,21) Edebiyatın ifade vasıtası olan kelimeleri yerli yerinde kullanarak kafasındaki düşünceyi gönlündeki duyguyu çocuklara aktarmayı seçen Edib’in çalışmasını tahlilden önce bakış açısı konusu üzerinde durmak gerekmektedir. Bakış açısı ve anlatım çocuklar için kaleme alınan eserlerin niteliğinin belirlenmesinde ana faktördür. Yazar bir eseri kurgularken önce bakış açısını ve anlatımını belirler, çünkü neyin kim tarafından kime anlatılacağı hususu çocuk kitapları için çok önemli bir olgudur. Bakış açısı en kısa tanımla optik açıdır. Anlatma esasına dayalı metinlerde, anlatılanların kim tarafından kime anlatılmakta olduğu sorularına verilen cevaptır. Çocuklara yönelik hazırlanmakta olan kitaplar temelde bir dil sanatı olmasına rağmen bakış açısı dilden önemli hâle gelmektedir. Bakış açısı bir yöntem, dil ise bu yöntem dâhilinde olayları bilgileri sunma sorunudur. Çocuklara yönelik metinlerde var olan bakış açısını bilgilendirici dini içerikli metinleri merkeze alarak ikiye ayırabiliriz. Bilgilendirici metinleri merkeze alışımızın nedeni Eşref Edib’in kitaplarının merkeze alışımızın nedeni Eşref Edib’in kitaplarının bilgilendirici metinlerinden oluşuyor olmasıdır. Bu bakış açıları: a) Bilişsel bakış açısı b) Duyuşsal bakış açısıdır. Bilişsel bakış açısı temel karakteri itibariyle ‘nesnellik’ esasına dayanan bir yaklaşımı gündeme getirir. Çocuklara dinî bilgiler sunmaktadır. Ama eksiktir çünkü dil haddinden fazla müsteşriktir. Anlatış sisteminde sorun vardır. Bunun en somut örneklerini Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarında görebiliriz. Bu anlatımda gösterme anlatma ağırlıklı yer tutar. Duyuşsal anlatımda anlatıcı anlatı dünyasının içindedir ve bu durum metnin ana karakteridir. Anlatıcı hem anlatan hem de anlatılan konumundadır. Okuyucuyu tanıklığa çağırmaktadır. Bu çağırışı nedeniyle adeta bir cazibe merkezi oluşturur. “O anlatıcı” konumundan çıkarılan anlatıcının dili daha etkili olmaktadır. Bu iki bakış açısından çocuklar için değerli olanın, anlam ifade ikincisi olduğu kanaatindeyim.
       Edebiyat metinlerinin tahlilinden söz edildiğinde söylemlere uygulanan metodolojik araç ve tekniklerin bütünü kastedilmektedir. Bu araç ve teknikler her şeyden önce bir yorum çabasının araçları konumundadır. Söylemin görünen, kolayca yakalanabilen, sergilenmiş ve ilk bakışta algılanan içeriği yerine üstü örtülü içeriğini ortaya çıkarmaya çabalar. Metnin arka planını da anlamaya dayalı olan bu ikinci okuma denemesinden hareketle yordama/çıkarsama yapılır. İçerik analizi görüneni aşarak okumayı zenginleştirir, okumayı daha verimli ve anlamlı hâle getirir. (Bilgin;1988) Eşref Edib yazılı iletişim kanalını kullanırken mesajın alıcısı konumundaki çocuk ruhiyatına dikkat etmektedir. Cümlenin kuruluşu, sözcük seçimi, genellemeleri metnin okunabilirliğini kolaylaştırmaktadır. Çünkü anlaşılabilirlik ve okunabilirlik çocuklar için temeldir. Çocukların belirli uzunluktaki sözcük veya cümlelere ilişkin beklentisine göre kavramsallaştırmalara ilgi duymaları doğaldır. Cümle ve sözcüklerin uzunluğu arttıkça, metnin okunulabilirliği de azalmaktadır. Kitaplarda kavramsal tercihler, tekrarlar temel vurguyu ortaya koyarken İslami kavramların yinelenme oranı yükselir. Sözcük çekirdeği İslami kavramlardan oluşur.
Kitapların genel özellikleri şunlardır:
a)            Mesaj/ metin kısa ve özlüdür. İnşa edicidir. Yakından uzağa doğru prensibi güdülür. Allah’ın varlığı yaratıcılığı anlatılırken bu yöntem gözetilir. (Edib;2005a)
b)            Mesaj çocuğa odaklaşması dolayısıyla güdüleyici, ilgi çekicidir. Okuyucunun özdeşleşmesine uygun bir durum vardır. “Bizi yaratan Allah’tır.” “Bizi yaşatan Allah’tır. Bizim dinimiz Müslümanlıktır.” (Edib;2005b)
c)             Kişinin Müslüman olmasıyla birtakım sorumluluklarla karşı karşıya olduğu bildirilmektedir. Çocuklara davranış tipleri İslami referans çerçevesi içerisinde aktarılmaktadır. Çocukların kalbine belli bir imanı yerleştirmektedir.
d)            Dil çok yalın ve güzeldir. Cümleler arasında şiire benzeyen bir ahenk vardır. Bu bakımdan çocuk edebiyatında önemli bir yeri vardır.
e)            Çocuğun yaş ve anlayış seviyesi en başta göz önüne alınmıştır. Bahisler ona göre sıralanmıştır. Çocuğun anlayamayacağı kelime ve kavramlar kullanılmamaya çalışılmıştır.
f)              Dönemine kadar yazılan ilmihâller yalnızca ibadete ve akaide kadar bilinen işlerken Edib’in eserinde dinin toplumsal yönü de çocuğun zihnine nakşedilmeye çalışılmıştır.
g)            Eser, belli bir dünya görüşüne ve yaşam tarzına uygun bir değerler sisteminin tebliği yapmaktadır.
h)            Eserler din eğitiminin yapılanamadığı bir dönemde kaleme alınmasından dolayı çocukların kendi kendilerine okuyup anlayabilecekleri yalınlıkta kaleme alınmıştır. 1924-1950 yılları arasında yapılan dini yayınlar genel olarak Ahmet Hamdi Akseki’nin himayesi ile gerçekleştirilmiştir (Kara:2004:23-27). Bu yıllarda DİB Çocuklarımıza Din Kitabı İle ilgili yaptığı değerlendirme neticesinde” açık bir lisanla yazılmış olan mezkûr eserin yayımında mahsur olmadığı gibi, din bilgisini ve ahlaki fazileti körpe dimağlara kolayca telkin edecek mahiyette olması bakımından ilk tahsil çağındaki çocuklar için şayan-ı tavsiye görülmüştür”. diyerek eserin çocuğa görelik ilkesine vurgu yapılmıştır. Kâmil Miras da bu eserlerin yayınlanmasından duymuş olduğu memnuniyeti ifade ederek Eşref Edib’in eserlerinin özelliğini şöylece açıklar: “Çocuklar için hazırlanan kitapların en belirgin özelliği yavrularımızın anlayış seviyelerine inerek, onarlın tatlı dilleriyle yazılmış bulunmasıdır. Çocuk kitaplarının en güç yönü de bu değimlidir? Küçük yavrularımızın düşünce seviyesine inebilmek bir yazar için ilmin zirvelerine yükselmekten daha da zordur. Bu sebeple çocuk ruhuna hitap edebilmek her millette pek az kimselere nasip olmuştur. (Miras; 14c) Ahmet Hamdi Akseki de bu kitapların büyük bir boşluğu dolduracak değer taşıdığını belirterek şöyle der: “Ayrıca dilimizin güzel bir örneğini teşkil edecek kadar temiz, akıcı, yavrularımızın kolayca anlayıp kavrayacağı bir üslupla yazılmış olmasından dolayı önemli bir kıymete haizdir. Yavrularımıza öğretmek istediğimiz en önemli ahlaki konuları, değerli yazar, açık anlaşılır bir dille, çocuklarımızın kolayca kavrayabileceği bir şekilde anlamıştır.”
      Edib bu kitapları hazırlarken çok emek sarf etmiştir. Hem Türkçe çocuk edebiyatını hem de Mısır gibi bazı İslam ülkelerindeki okullarda okutulmakta olan bu konudaki eserleri incelemiştir. Edib bütün bu çalışmaların bilgi düzeyinde yeterli olduğunu ancak verilen bilgilerin çocukların yaşı itibariyle fikir seviyelerine uygun olma durumu tam anlamıyla gerçekleştirilemediklerini belirtir. Çocuk kitaplarında sadelik esas alınmalıdır. “Çocuğun asla anlayamayacağı terimlere, ağır deyimlere boğulmuş bir eser, çocukların ne kafalarında bir iz oluşturabilir, ne de kalplerinde bir bağlantı, bir sevgi.” Edib, çocuğun kitaplardan hakkıyla alamadığı dini eğitimi, aile ve çevreden de karşılayamadığında derin bir boşluğa düşeceği kanaatini taşır. Onun için çocukta iman ağacı oluştururken ilmin bütün metotlarını uygulamaya çok büyük önem verilmelidir.
Çocuklar için çocuk dilinde din kitaplarının hazırlanması hem çocukların ilgisini, alâkasını çeker hem de velilerin farklı yaşlarda bulunan çocuklarına öğretilmesi gerekli olan konuları kolayca bilmelerine anlamalarına çocuklara kavratmalarına, öğretmelerine katkıda bulunur.
      Eserlerde Müslüman geleneğin âdet, örf, adet olarak gördüğü kimi uygulamalar gündelik hayat pratiği olarak yer alır. Kur’an’a saygıyı ifade eden, onu yüksekte bulundurmayı öneren yaklaşımlar vb. Hz. Muhammed (s.a.v) bütün peygamberlerin en yücesi olduğu yönündeki yaklaşımlar eleştirilebilir ama dönemi düşünüldüğünde bu bilgiler aynı zamanda dini düşünüşünün baskın karakterlerini de ortaya koymaktadır. Kur’an ile ilgili bölümler çok sade ve Kur’an’ın evrenselliğine vurgu yapar biçimde anlatılmıştır. İslam’ın temelleri ise pedagojik yararlılık nedeniyle beş madde ile özetlenmiştir. Burada özellikle iman ve amel bütünlüğü vurgulanmıştır. Duyuşsal bir dille yazılan eserde Müslüman kardeşliğine vurgu yapılır. Bazen de doğru olmayan tek parti döneminin Müslümanların din anlayışındaki tutumun yani İslam’ın millileştirilmesi anlayışının çocuklara kavratılmasına dönük ifadeler de yer alır.  Bütün Türkler Müslüman’dır, ben Müslüman Türk çocuğuyum gibi (Edib;2005d Alpay;2005,68) Eserlerde eril dil kullanımına da zaman zaman şahit oluruz: “Müslüman oğlu Müslüman’ım” gibi. Bu deyiş kız çocuklarını gözetmeyen bir dil anlayışının yansımasıdır. Ümmet vurgusu ise yerli yerinde yapılmıştır. “Bütün Müslümanları severim. Her Müslüman benim kardeşimdir. Dünyada yüzlerce milyon Müslüman vardır. Bütün Müslümanlar kardeştir. Hangi milletten olursa olsun, hangi dili konuşursa konuşsun, hep kardeştir.” (Edib;2005c:11) Kader konusu Ehli Sünnet anlayışı çerçevesinde işlenmiştir. Peygamberimiz anlatılırken bizim gibi insan olan bir peygamber anlayışı yerleştirilmeye çalışmıştır. Onun da yemek yiyen, anne babası, çoluğu çocuğu olan bir peygamber olduğu algısı öze dönüşü vurgulayan İslamcılık akımının peygamber tasavvuruna da uygundur. “Peygamberimiz tıpkı bizim gibi insandı. Anne baba evladı idi.” Günlük hayata dair bazen reel olmayan ifadeler yer alır: “Her sabah okula giderken, okuldan dönerken yatarken ellerini öperim.” gibi.
        İnsan eylemi, eylemeyi bilmek (ilim), eylemeyi istemek (irade) ve eyleyebilmek( kudret) olmak üzere üçlü bir yapıya sahiptir. Eylemi bu üç unsurun tezahürüdür. Edib’in bilginin, iradenin, kudretin harmanlanmasıyla ördüğü eserleri maksadını yayınlandığı tarihsel süreçte başarıyla gerçekleştirmiştir.
 
KAYNAKÇA
 
LEVİ, Mario (2006) “İstanbul’un Sesleri” Hece öyküsü, s.18
YILDIRIM, Ergün (2005) Hayali Modernlik, iz yy. İst.
SUBAŞI, Necdet (2004) Gündelik Hayat ve Dinsellik, iz yy. İst
EDİB, Eşref (2005a) İnanç Dersleri Beyan yay. İst
EDİB, Eşref (2005b) İbadet Dersleri Beyan yay. İst
EDİB, Eşref (2005c) Ahlak Dersleri Beyan yay. İst
EDİB, Eşref (2005d) Sevgili Peygamberimiz Beyan yay. İst.
ÇETİNKAYA , Bayram Ali (2003) Türkiye’nin Modernleşmesi sürecinde Şemseddin Günaltay.Araştırma yaya. Ank.
PAK, Süleyman (1995) Sebilürreşad ve Sırat-ı Müstakim Dergilerde Çıkan Eğitimle İlgili Yazıların Tespit ve Tahlili (Selçuk Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Ana bilim Dalı
ALPAY, Gülsüm Peker (2005) “Eşref Edib’in Kaleminden Çocuklarımız için İslam Dersleri”, Haksöz s: 174
GÜRKAN, Nilgün (1998) Türkiye’de Demokrasiye Geçişte Basın (1945–1950), İletişim yay. İst.
KARA İsmail (1974) Türkiye’de İslamcılık Düşüncesi Pınar yay. İst
ARABACI, Caner (2004) “ Eşref Edib Fergan ve Sebilürreşad Üzerine, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce 6 İslamcılık Editör Yasin Aktay, İletişim yay. İst.
ALBAYRAK, Sadık (1998) “Eşref Edib Fergan” TDVİA, CİH 11
MİYASOĞLU Mustafa, ( 1975) Edebiyat Geleneği, Yeni sanat yay. İst
BAĞLI, ERKEN, Mazhar, Rüstem (2005) “İdeoloji ve Sanat, ya da ideolojinin sanatı: Kimin için sanat” Avrupa Günlüğü s.6
YAVUZ, Hilmi (1987) Kültür Üzerine, Bağlam yayınları İst.
ATEŞ Toktamış (1988) Türk Devrim Tarihi, Bilgi Üniv. Yay. İst
EDİB, Eşref (2005) CHP ve Din, Beyan yay. İst.
LEWIS, Bernard (2005) Modern Türkiye’nin Doğuşu, Çev: Metin Kıratlı, TTK yay. Ank
MARDİN, Şerif (1993) Türkiye’de Din ve Siyaset, iletişim yay. İst.
GÜN, Fahrettin (2001) Din Siyasal ve Laiklik (1948–1954) Beyan yay. İst.
NÛ- NAMİ, Vâ, Kâzım (1948) “Müslüman Çocuğun Din Kitabı Hakkında Tenkitler” Sebilürrreşad C.1sayı:1
SINAR, Alev (1997) Hikâye ve Romanımızda Çocuk (1872–1950) Alfa Basım- yayım, Bursa.
EDİB, Eşref (1946) “Çocuklarımıza Din Kitabı” İslam Türk Ansiklopedisi, Muhıtul Maarif Mecmuası İst.
RAHNEMA, Ali (2003) Müslüman Ütopyacı, Çev: İhsan Toker, Hece yay. Ank.
OKAY Orhan (1990) Sanat ve Edebiyat Yazıları, Dergâh yay. İst.
BİLGİN Nuri, (1988) İçerik Analizi, Ege Üniv. Edebiyat Fak. Yay. Ank.
KARA, İsmail (2004) “Cumhuriyet Dönemi Dini Yayıncılığının Ank. Planı ve Diyanet İşleri Başkanlığı,” Türkiye 1. Dini Yayınlar Kongresi, Diyanet İşleri B. Yay. Ank.
MİRAS, Kâmil (1946) İlk devredeki çocuklarımıza Din Kitabı” İslam Türk Ansiklopedi C 2 s.68
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 
 
Anasayfa | Editörden | Künye | Gündem | Kültür - Sanat | Arşiv | İletişimToplist